Tıp Doktorumuzdan Hacamat , Akupunktur Ve Doğal Tedaviler İle Sağlıklı Yaşam

Basında Sağlık haberleri

Hacamat

Hacamat

2. ULUSLARARASI KUPA TERAPİSİ SEMPOZYUMU

28 – 30 Eylül 2012 tarihleri arasında Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan Uluslararası Kupa Terapisi Sempozyumu 2012 (UKTS 2012) bilimsel programı açıklandı.

 Programda 12 ülkeden 22 bilim insanının araştırmaları sunulacak. Ayrıca modern bilimsel çalışmalar ile desteklenen İbn-i Sina Tıbbı Atölyesinin de dâhil olduğu programda 15 sunum ve 3 özel oturum yer alıyor.

Dünyada alanında tek olan Uluslararası Kupa Terapisi Sempozyumu 2012′nin açılışı ise oldukça renkli. 2011 yılında da açılışı onurlandıran Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Sayın Emine Erdoğan’ın katılması bekleniyor. Ayrıca konuklar arasında Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun tıp doktoru eşi Dr. Sare Davutoğlu, TBMM Sağlık Komisyonu Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın özel doktoru Prof. Dr. Cevdet Erdöl, 2011 Kasım’ında çıkan ‘Geleneksel, Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp’ KHK’sı sonrasında yoğun bir çalışmanın başında bulunan T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Şencan ve Geleneksel, Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Uygulamaları Dairesi Balkanı Dr. Zafer Kalaycı da bulunuyor.

Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı Ulusal Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Merkezi, Araştırma ve Yayınlar Başkanı Dr. Muhammed Khalil, Doğu Finlandiya Üniversitesi Fizyoloji Bölümü Başkanı ve 30 yıldır okutulan ünlü Fizyoloji Ders Kitabı yazarı Prof. Dr. Osmo Hänninen, binlerce doktorun üyesi bulunduğu ZAEN Alman Ulusal Doğal ve Tamamlayıcı Tıp Derneği Başkanı Dr. Rainer Stange, Kanıta Dayalı Gelneksel Tıp alanında binlerce araştırmanın yürütüldüğü Kore Oriyantal Tıp Enstitüsü Araştırmacısı Dr. Myeong Soo Lee, İsviçre’den Ulusal Hirudoterapi (Sülük Tedavisi) Akademisi Başkanı Dr. Dominique Kähler ve Hindistan Aligarh İslam Ünversitesi Temel Tıp Bilimleri Bölümü başlanı Prof. Dr. Wamiq Amin katılan değerli konuklar arasında yer alıyor.

Kıymetli akademisyenlerin yanı sıra Sempozyum’Un açılış gününde yapılacak etkinlikler de Geleneksel Tıbba merak duyanların ilgisini çekecek. Dünyaca ünlü Fotoğraf Sanatçısı Peter Sanders’ın gözünden İstanbul Şifahanelerinin yansıtıldığı “Yitik Şifanın İzinde Fotoğraf Sergisi” ile içlerinde sibernetik ve mekaniğin kurucusu, zamanından çok ileride birçok robota ve matrikse imza atmış, Leonardo Da Vinci’nin etkilendiği 12. yüzyıl İslam alimi EL CEZERİ’nin icat ettiği Hacamat Makineleri’nin de yer aldığı “Kupa Terapisi Aletleri Sergisi”gerçekleştirilkecek. Aynı zamanda yabancı ve Türkçe dillerde yayınlanmış Geleneksel Tıp ve Kupa Terapisi Kitapları Galerisi de yer alacak.

Sempozyum bitiminde ise katılımcılara bir atölyeye daha katılma imkânı var. Britanya’da Kupa Terapisi konusunda çalışamlar yapan British Cupping Society (BCS – Britanya Kupa Terapisi Derneği) ve NHI İstanbul Doğal Sağlık Enstitüsü tarafından düzenlenen ‘Tıbbi Kupa Terapisi Atölyesi’ sempozyuma özel bir fırsatla katılımcılara sunuluyor.

İlgi çekici gezi programlarının da dâhil edildiği etkinlik İstanbul’un bir zamanlar olduğu gibi yeniden geleneksel bilginin bir merkezi haline getirebilecek nitelikte. Ancak en büyük farkı bu bilim yaklaşımının modern anlayışla ustaca harmanlanmış olması. Zira sempozyumun ana teması ‘Kanıta Dayalı Geleneksel Tıp’.’Tıbbi Kupa Terapisi Atölyesi’ katılımcılara özel bir fırsatla sunuluyor.

Geleneksel tedavi yöntemler hakkında yapılan çağdaş araştırmaların ilgililere sunulduğu sempozyum Haliç Kongre Merkezi’nde 28 – 30 Eylül 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

 

 

Birçok hastalığa deva: Hacamat

TIMETURK / Haber MerkeziHz Peygamberin(sav) yaptırdığı ve ümmetine tavsiye ettiği hacamat bir çok hastalığı tedavi ediyor.Yıllardan beri hacamat işiyle uğraştığını belirten İsmail Taner, hacamatın insan vücudunda kangren haline gelmiş birçok hastalığa deva olduğunu söyledi. Doktorların çaresiz kaldığı çok sayıda hastalığın hacamatla şifa bulduğunu söyleyen Taner, hacamatın yüce Allah’n insanlara vermiş olduğu bir nimet olduğunu söyledi.Çin ve Hindistan gibi ülkelerden çıktığı tahmin edilen hacamatın daha sonra Arap Yarımadası’ndan insanlığa yayıldığını söyleyen Taner, hacamatın 1920`li yıllara kadar Türkiye’de alternatif tıp olarak kullanıldığını söyledi.Taner, “Hacamat, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sünneti ve yaklaşık 4 bin yıldır Orta Asya, Arap Yarımadasında, Amerika’da, Avrupa’da ve topraklarımızda kullanılan bir tedavi yöntemidir. Ülkemizde 1920’li yıllara kadar tıbbın kendisi olarak uygulanan hacamat, İslam-i bir şiar olarak addedilip o zamanki yönetim tarafından yasaklar arasına alınmış ve unutturulmaya çalışılmış bir sünnettir” İfadelerini kullandı.1900’lü yıllarda Amerikalıların yüzde 35’inin hacamatı uyguladığını ifade eden Taner, “Avrupa’da öyle bir yaygın hale geliyor ki, tıp fakültelerinde eğitim gören öğrencilerin alması zorunlu hale gelen dersleri arasında yer alıyor. Şimdi ise öğrencilerin aldığı derslerden biridir. Ve Avrupa’da her yıl muhakkak 3 kişiden biri Hacamat yaptırır. Şuanda da bu oran geçerlidir. Malezya, Endonezya, Suud-i Arabistan gibi İslam ülkelerinde çok yaygın olarak hacamat yapılmaktadır. İnsanların üzerinde durduğu bir sünnet ve bir tedavi yöntemidir” dedi.

‘HACAMAT YERYÜZÜNDEKİ HASTALIKLARIN YÜZDE 38`İNİN TEDAVİSİDİR’

Yeryüzündeki hastalıkların yüzde 38’inin tedavisinin hacamat ile yapılabileceğini ifade eden Taner, “Hacamat baş ağrısı, göz ağrıları ve sulanmaları, tıpta kesinlikle çare bulunamayan kulak çınlaması için çaredir. Bel fıtığı, kronikleşmiş sırt ağrıları, kulunç için, kol ve bacak uyuşması, eklem ağrıları, ateşli, iltihaplı romatizmalar gibi daha sayamayacağımız birçok hastalığa devadır.”

‘PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.), HACEMAT’A BÜYÜK ÖNEM VERİRDİ’ 

Taner Hz. Peygamber’in hacamata büyük önem verdiğini vurgulayarak şöyle konuştu:

“Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e bir sihir yaptığında, nazar değdiğinde ve zehirlendiğinde yani özellikle bu 3 hadise de Cebrail (a.s.) hacamat yaptır demesi ile hacamatı uygulardı. Efendimiz (a.s.v.) Extain dediğimiz ensenin üstünden, kafanın tepe noktasının altında ve iki kulağının arkasından sünnet hacamat noktaları dediğimiz bölgelerden genellikle hacamat yaptırmıştır. Özellikle Ümmeti’ne de tavsiyede bulunduğu bölgeler buralardır. Öylesine büyük bir şifa kaynağıdır ki, Peygamber efendimiz ‘Oruç tutunuz sıhhat bulunuz, sefer yapınız sıhhat bulunuz, hacamat yapınız şifa bulunuz’ diyerek yine hacamatın önemine vurgu yapmıştır. Yine Peygamber Efendimiz, ‘Şifa iki şeye verilmiştir. Bunlardan birisi bal şerbeti, diğeri ise hacamattır’ diye buyurmuştur” (DoğruHaber)

 

 

Eski manken İpek: “Hacamat yaptırdım”

Hacamat yaptırdım

ESKİ manken Şenol İpek, sunuculuk yapmak üzere geldiği Düzce’nin Akçakoca İlçesi’nde başının arkasındaki bandajla dikkat çekti. İpek, “Görenler ’Dayak mı yedin?’ diye soruyor. Bir hafta önce bel ve sırt ağrılarımdan kurtulmak için hacamat yöntemiyle kan aldırdım” dedi.

Mesleğini bıraktıktan sonra organizasyon şirketi kuran Şenol İpek, bir otelde düzenlenecek etkinlikte sunuculuk yapmak üzere Akçakoca’ya geldi. İpek’in, başının arkasındaki bandaj dikkat çekti.

Şenol İpek, herkesin bununla ilgili sorular sorması üzerine açıklama yapmak zorunda kaldı. Şenol İpek, “Başımı bantlı görenler ’Dayak mı yedin’ diye soruyor. Ancak ben bir hafta önce başımın arkasından ve sırtımdan hacamat yöntemiyle kan aldırdım. Bu sayede bel ve sırt ağrılarımdan kurtuldum” dedi.

 

 

 

KANSER HASTALARINDA AKUPUNKTUR DESTEĞİ

Yazan Dr. Hakan Ertok Tarih 26 Aralık 2012 |

Onkoloji (Kanser) Uzmanı Sayın Prof.Dr.Erkan TOPUZ’un, Onkolojik vakalarda akupunkturun klinik etkileri konusunda Sabah Gazetesi’nde yazmış olduğu makalenin özetini sizlerle paylaşıyorum…Akupunkturun alternatif tıp olmadığının en güzel kanıtlarından biri de; Erkan hocamızın değindiği gibi, kanser vakalarındaki olumlu klinik etkileridir.Akupunktur Tıbbın kendisidir….!

    TEDAVİDE AKUPUNKTUR DESTEĞİ
    PROF.DR.ERKAN TOPUZ
Akupunktur, kanser tedavisinde vücuttaki enerji kanallarını güçlendirmek için kullanılıyor. Aynı zamanda, kemoterapi ve anesteziden kaynaklanan mide bulantılarını da hafifletiyor.
Geleneksel Çin tıbbında 5 bin yıldır uygulanan bir yöntem olan akupunktur,
Batı’da da kansere karşı alternatif bir tedavi metodu olarak sıkça kullanılıyor.
Akupunkturda, vücutta enerji akışını sağlayan 14 ana kanaldan oluşan meridyenler
boyunca, çok ince paslanmaz çelik iğneler batırılıyor. Uzmanlar, meridyenlerde
iğnelerin batırılabileceği 365 ana nokta ve yüzlerce yardımcı nokta olduğunu
belirtiyor. Her biri, iğnelerin batırılacağı noktaların seçiminde farklı teknikler kullanan,
çok sayıda akupunktur ekolü bulunur. Bazı metotlarda çok az sayıda, bazılarında ise çok sayıda iğne kullanılır.
ENDORFİNİ ARTIRIR
Sistem ne olursa olsun, hedef; enerji tıkanıklığının ya da dengesizliğinin şeklini
ve yerini tespit etmek, sonra da tıkanıklığı gidermektir.
Bilimsel açıdan, bu akupunktur noktalarının uyarılması ölçülebilir biyolojik
etkiler oluşturur. Endorfin adı verilen ve vücudun doğal ağrı kesicileri görevi gören beyin kimyasallarının düzeyi yükselir. Akupunktur, kan kimyasında olumlu değişiklikler yapar
ve sinirlerin elektriksel uyarımını etkiler. Kanserli hastalar için akupunktur tedavisi;
bağışıklık sistemiyle, yetersiz ya da güçsüz olan enerji kanallarını güçlendirecek
şekilde planlanır. Bunun sonucunda hastanın dayanma gücünde artış ve yorgunluğunda
azalma, bunun yanı sıra kemoterapi ve radyasyon gibi konvansiyonel tedavilere göre
daha az yan etki görülmesi beklenir. Her uzman, hastalarını tedavi etmek için farklı bir yol
kullanır. Akupunktur uzmanları ilk muayenede çoğunlukla, uyku, rüyalar, iştah,
besinlerle ilgili durumunuz, sindirim ve boşaltım, duygular, ruh halleri ve korkular
hakkında size sorular sorar. Ardından kısa bir muayeneye geçilir; bu muayene, etkilenen
bölgenin yanı sıra dil ve nabız kontrolünü de içerebilir.
Araştırmalar, akupunktur kanser tedavisinin bazı kısımlarında yararlı olduğunu göstermiştir. Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü, akupunkturun kas-iskelet sistemi yaralanmalarında,kemoterapi ve anesteziden kaynaklanan mide bulantılarında
etkili bir şekilde rahatlama sağladığını belirtmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü de akupunkturun bu yararları sağladığını onaylamıştır.
Bu yöntemin bulantılardaki etkisini birçok çalışma ortaya koymuştur.
SABAH GAZETESİ-02.12.2012
Hacamat ve kupa terapisiVücuda kupalar yapıştırılıyor, kan kupanın içinde vakumlanıyor, deri kesiliyor ve ‘kirli kan’ atılıyor. Tarihi 5000 yıl öncesine dayanıyor ama tıbbın hala ilgi duyduğu yöntemler arasında; hacamat ve kupa terapisi.Geleneksel tıp yöntemlerinin destekleyici tedaviler arasındaki yeri tıbbın önemli konu başlıkları arasında. Dünyanın dört bir yanından bilim insanları da geleneksel yöntemlerden biri olan kupa terapisi ve hacamatı tartışmak için İstanbul’da buluştu.Hipokrat’tan günümüze Osmanlı, İslam ve Çin tıbbında yer etmiş olan kupa terapisi bilimsel bir ortamda tartışmaya açıldı. Finlandiya, Kore, Hindistan, Mısır, İngiltere, İsviçre, Almanya ve Amerika gibi birçok ülkeden bilim insanları Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Kanıta Dayalı Geleneksel Tıp, II. Uluslararası Kupa Terapisi Sempozyumu için bir araya geldi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun eşi Dr. Sare Davutoğlu da İstanbul Doğal Sağlık Enstitüsü’nün, British Cupping Society işbirliği ile düzenlediği sempozyumun konuşmacıları arasında.Kupa terapisi, kan dolaşımını arttırmak, bağışıklık sistemini güçlendirmek ağrı kontrolü ve bazı hastalıkların tedavisine destek sağlamak için bölgesel vakum oluşturmaya dayanan geleneksel bir terapi yöntemi.BİLİMSEL ARAŞTIRMALARA İHTİYAÇ VAR
Terapinin mekanizmasını anlatan fazla çalışma yok, ancak bilimsel araştırmalar sonucu ortaya atılan birkaç teori var. Birçok ülkede kupa terapisinin etkisi ve mekanizmasıyla ilgili araştırmalar yapılıyor. Son 10 yılda kupa terapisine olan akademik ilginin arttığını söyleyen Doğal Sağlık Enstitüsü Başkanı Faruk Günindi, “Bu konuda tatmin edici bilimsel araştırmaların yapılmasını bekliyoruz” dedi.

PROF. ALTINTAŞ: KUPA TERAPİSİ TIBBIN ARAŞTIRMA KONULARINDAN BİRİ
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ayten Altıntaş da hacamat ve kupa terapisinin Osmanlı tıbbında çok uygulanan ve tıp kitaplarında yer alan yöntemler olduğunu söyledi. “Osmanlı tıbbında tedavi; bedende biriken ve atılmazsa hastalık yapan zararlı maddelerin uzaklaştırılması esasına göre temellendirilmiştir” diyen Prof. Altıntaş, “Hekim hastalığın nedenini teşhis ettikten sonra temizlenmesi gereken yere kupa uygular, gerekirse hacamat yapar, böylelikle hastalığa sebep olan maddeleri uzaklaştırarak vücudu arındırırdı. Kupa terapisi, akupunktur gibi gelenekseldir ve bugünkü tıp biliminin araştırma konuları arasına girmiştir” diye konuştu.

PROF. HONNİNEN: KONUNUN YASALARLA KORUNMASI ÖNEMLİ
Kupa terapisinin yaygın olarak kullanıldığı ülkelerden birinin de Finlandiya olduğunu belirten Prof. Osmo Hänninen, yöntemin ülkesinde yüzyıllardır popülerliğini koruduğunu söyledi. Doğu Finlandiya Üniversitesi Fizyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Osmo Hänninen, “Tam bir tedavi değil daha çok bir terapi yöntemi. Halkımız, bu uygulamaya çok ilgi duyuyor, tabi Fin hükümeti de bu konuya güvenilir uygulama standartları getirmek için uğraşıyor, eğitimler düzenliyor. Yasalarla konunun korunması çok önemli çünkü kötü uygulayıcılardan dolayı zarar görmek de mümkün. Halk tıbbı, sağlık sistemine dâhil edilebilirse tercih imkânı da artacaktır. Finlandiya’da yapmaya çalıştığımız şey de bu” ifadesini kullandı.

DR. STANGE: BATI VE GELENEKSEL TIBBIN BİRLİKTE VAR OLUŞU
Immanuel Doğal Tıp Hastanesi ve Berlin Charite Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Rainer Stange ise tamamlayıcı tıp unsurlarının son dönemde ilgi gördüğünü söyledi. “Peru ve Tanzanya’da kaldığım sürede Batı ve geleneksel tıbbın birlikte var oluşları konusunda çok farklı deneyimler yaşadım” şeklinde konuşan Dr. Stange, “Almanya’da özellikle akupunktur, Çin bitkisel tıbbı ve yakın zamanda Ayurveda tıbbı çok popüler hale geldi, homeopati de aynı düzeyde yaygın” dedi.

KOMPLİKASYON RİSKİ OLABİLİR
Kupa terapisi kuru ve yaş olarak iki şekilde uygulanıyor. Bütün geleneksel tıp uygulamaları gibi kupa terapisi de suistimale açık olabilir. Bu noktada terapinin sakıncalı yönlerinin olup olmadığı sorusu akıllara takılıyor. Özellikle yaş kupa terapisinde ciltte oluşan yaralar ve enfeksiyon riski nedeniyle dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Doğal Sağlık Enstitüsü Başkanı Faruk Günindi’nin yorumu şöyle:

GÜNİNDİ: EHİL OLMAYAN KİŞİLERE YAPTIRMAYIN
“Geleneksel tıp uygulamalarında komplikasyon, uygulamadan değil uygulayıcının hatasından kaynaklanabilir. Bunu önlemek için yapılması gereken; geleneksel tıp tedavilerinin zamanımızın eğitim ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde eğitim programı tasarlanmasıdır. Kupa terapisi uygulamak isteyenlere tavsiyemiz; bu yöntem hakkında daha çok bilgi edinmeleri ve uygulayıcıların yeterliliklerini sorgulamalarıdır.”

ÜNİVERSİTELERDE DERS OLARAK OKUTULUYOR
Kupa terapisinin yurt dışında birçok üniversitede ders olarak okutulduğunu belirten Günindi, “Bunu, Uluslararası Kupa Terapisi Sempozyumu 2012 programı katılımcılarını incelediğinizde de görebilirsiniz. Bu akademisyenlerin her biri kendi üniversitelerinde kupa terapisi ile ilgili araştırma yürütüyor. Kore, Hindistan, Pakistan, Sudan, Nijerya, Mısır, Suudi Arabistan, Finlandiya, İsviçre, Almanya, İngiltere ve Amerika bunlardan bazıları” diye konuştu.

Yöntemin baş, bel, boyun ağrıları, bel soğukluğu, kireçlenme, kas fibrosisi, romatizma gibi birçok hastalığın tedavisine yardımcı olduğunu belirten Günindi’nin, ‘Yöntemi kendinize veya yakınlarınıza uygular mısınız’, sorusuna cevabı ise, “Elbette, kupa terapisi ile tanışmamın sebebi de bu” şeklinde oldu.
“Bu coğrafyalara ait zannettiğimiz yöntemin birçok ülkede geleneksel tedavinin önemli bir parçası olduğunu görmek son derece ilgi çekici” diyen Faruk Günindi, II. Uluslararası Kupa Terapisi Sempozyumu’nda öne çıkan konuların başında migrende, kısırlık tedavisinde, doğum sonrası ağrı ve stres yönetiminde kupa uygulamaları geldiğini söyledi.

Akupunktur İle Gençleşmek İster misiniz?

Akupunktur %C4%B0le Gen%C3%A7le%C5%9Fmek %C4%B0ster misiniz?,

Yıllara meydan okumak istiyor ancak botoks, estetik cerrahi gibi girişimlerden ürküyorsunuz.

  • Çin’de her tür sağlık sorunu için yüzyıllardır uygulanan akupunktur tedavisi, artık ülkemizde de çok yaygın özellikle estetik alanında… Bahçeci Sağlık Grubu Akupunktur Uzmanı Dr. Hasan Ali Nogay, ” Son zamanlarda doğal yollarla gençleşmek isteyenlerin ilk tercihi ‘akulift’ adı verilen bir akupunktur yöntemi. Bu yöntemle 7-12 seans sonrasında ortalama 5-10 yıl gençleşmek mümkün…” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 300 hastalık akupunkturla tedavi edilebiliyor. Uzakdoğu ve Çin’den tüm dünyaya yayılan koruyucu-tamamlayıcı bir tedavi yöntemidir. Uzman Dr. Hasan Ali Nogay konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Akupunktur yönteminde minik iğneler, özelleşmiş akupunktur noktalarına uygulanır. Akupunktur noktası uyarılınca buradan başlayan lokal hücresel uyarılar sinirsel iletişim yoluyla beyine ulaşır; beyinden de ilgili organlara gönderilir. Böylece vücudumuzda zaten varolan kimyasal maddeler, hormonlar, enzimler salgılanır. Bu da bazı biyokimyasal-hücresel değişiklikler sebep olduğu için vücudumuzun “kendini iyileştirme gücü” harekete geçirilerek iyileşme sağlanır.

Son yıllarda yüz bölgesine uygulanan kozmetik akupunktura “akulift” de denilmektedir. Akulift, yüzdeki özel noktalara konulan iğnelerle yaşlanma belirtilerini azaltan, cerrahi olmayan etkili bir yöntemdir. Yüzde lokal kan ve lenf dolaşımını artırır, kolajen ve elastin lif üretimini uyarır. Ayrıca otonom sinir sisteminin uyarılması ve regülasyonu sonucunda , onarıcı maddeleri harekete geçirerek ciltteki sorunları çözer. Bu yöntemle 7-12 seans sonrasında ortalama 5-10 yıl gençleşmek mümkün. İşte harika size sonuç alınabilinen 7 kırışıklık:

1. Kaz ayakları: Gülme çizgileri olarak da bilinir. Önceleri gülümsememizle kendini belli eden bu çizgiler, yıllar içinde yerlerini sever ve belirginleşirler. Her bir çizgiye uygulanan “küçük” iğnelerle bu kırışıklıkları terbiye etmek mümkündür.

2.Kaş çatma çizgisi: Gözlerimiz arasındaki bu kırışıklıklar, yıllar içinde artan stresle daha da derinleşir.

3.Nazolabial oluk: Burun kenarından ağzın köşesine kadar uzanan hattır. İnce, küçük iğnelerle bu oluk daha yumuşak ve genç bir görünüme kavuşturulur.

4.Alın çizgileri: Kaşlara paralel yerleşen bu çizgiler de “botox” uygulanmaya çalışılan kırışıklıklardandır. Bu çizgiler boyunca ince, küçük iğneler uygulanarak son derece güzel sonuçlar alınmaktadır.

5.Sigara çizgileri: Dudak üstünde, özellikle sigara içilmesiyle barizleşen; nikotin, karbon monoksit ve hidrojen siyanid’den kaynaklanan kırışıklıklardır. Mimik kaslarıyla ilişkili olarak da (sigara olmadan) bulunabilirler.

6.Sarkık gözkapakları: 30 yaş üstünde gözkapağı elastikiyetin azalması, yerçekimi, uyku problemleri ve dinlenememek bu çizgileri artırmaktadır. Gerek akupunkturun “Çi” enerjisini dengelemesiyle gerekse göz çevresindeki uygulamalarla çok daha “dinç” ve “sağlıklı” bir görünüm elde edilebilir.

7.Gözaltı krizleri: Uyku çizgileri olarak da bilinir. Gözlerin hemen altında ve yorgunluk anlarında belirginleşen kırışıklıklardır. Akupunktur ile göz çevresi kasları güçlendiğinde ve elastikiyeti artırıldığında doku kendisini çok iyi toparlar ve daha genç bir görünüm de elde edilir.

Akupuntur İle Nasıl Gençleşirsiniz?

Cildimiz Üç Tabakadan Oluşur:

1.Epidermis: Cildimizin kumaşı, karakteridir; özelliğini, dokusunu oluşturur. Keratinosit denilen deri hücrelerimiz, 4-6 hafta içinde kendilerini yeniler. Retinol, alfa hidroksi asid gibi kozmetik ürünler bu tabakaya etkili olurlar. Yine “maskeler”, “peeling” yapan ürünler ve “nemlendiriciler” de ancak bu tabakaya etki edebilirler.

Akupunktur, epidermis üzerindeki benzersiz etkisiyle su miktarını artırıp, yaşlanan cildimizin kırışıklıklarını ve pigmentasyon sorununu çözer.

2.Dermis: Kalınlığını, nemliliğini ve elastikiyetini verir. Aslında “kozmetik” tabakasıdır. Bununla beraber birçok kozmetik ürün (krem, solüsyon vs.) bu tabakaya kadar ulaşamaz.

Kollajen, elastin lifler ve glikozaminoglikanları (matriks) içeren bu tabaka, yaşla beraber elastikiyetini (hyaluronik asid), suyunu, kalınlığını kaybetmeye başlar. Kollajen ve “dolgu” ürünlerinin enjekte edildiği, “antiaging” için hedeflenen “kozmetik” bölge dermisdir.

Akupunktur, kendi kollajenini ve konnektif dokusunu yapması için dermisi uyarır. Cildimizdeki kırışıklıklar hızla düzelir. Cildimiz daha yumuşak, parlak, sağlıklı bir yapıya kavuşur.

3.Deri altı ve yağ tabakası: Normalde vücut ağırlığımızın %14-20′sini oluşturan yağ hücreleri, fibroz doku ve kan damarlarından oluşur.. “Liposuction” uygulanan bölgedir.

Akupunktur, cilt altı yağ dokusunun yeniden organizasyonunu, yeni damar gelişimi ile “sellülitlerin” iyileşmesini ve cildimizin sıkılaşmasını sağlar.
Akupunktur, sadece kozmetik değil, vücut, kulak ve diğer mikrosistemler üzerinden etkisini gösteren bir tedavi sanatıdır. Kişinin zihinsel, fiziksel ve ruhsal denge haline ulaşmasına ve sağlığını korumasına katkı sağlar.
Geleneksel Çin Tıbbı yaklaşımıyla, özellikle ” erken yaşlanmadan” sorumlu olan “Dalak Çi yetersizliği” ve menopozla ilişkisi bilinen “Böbrek Yin yetersizliği” ; stresle baş edememeye bağlı olarak “Akciğer yin yetersizliği” ve “Karaciğer meridyenindeki” temel değişiklikler üzerinden “etkisini ve faydasını” göstermektedir.

İyi ve kalıcı sonuç almak için 7-12 seanslık bir uygulama (2-3 ay) ile birlikte 40 ml/kg günlük su içilmesi, mevsim renkli(antioksidan) sebze ve meyvelerini tercih etmek; sigarayı bırakmak, kafein ve alkolden uzak kalınması ve güneş kremleri ile cildin korunmasını öneriyoruz.

Akupunktur 300 Hastalığa Şifa

Haber Yayın Tarihi : 24.03.2012 11:13
Anadolu Ajansı [3476523]
Akupunktur 300 Hastal%C4%B1%C4%9Fa %C5%9Eifa, Cemal Çevik

Fevzi Çakır – Vücut yüzeyindeki noktalara iğne batırılarak hastalıkları tedavi etmeyi amaçlayan akupunkturun Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, solunum yolu rahatsızlıklarından, psikiyatrik ve kalp-damar hastalıklarına 300 civarında hastalığın…

Fevzi Çakır – Vücut yüzeyindeki noktalara iğne batırılarak hastalıkları tedavi etmeyi amaçlayan akupunkturun Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, solunum yolu rahatsızlıklarından, psikiyatrik ve kalp-damar hastalıklarına 300 civarında hastalığın tedavisinde uygulanıyor.

Gazi Üniversitesi Akupuntur Teşhis ve Tedavi Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Cemal Çevik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tamamlayıcı tıp olarak akupunkturun birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığını ve başarılı sonuçlar elde edildiğini söyledi.

Çevik, Türkiye’de obezite ve sigara bağımlılığı gibi hastalıklar için özel polikliniklerin açıldığını, kampanyalar düzenlendiğini, ancak istenilen başarının elde edilemediğini, bu tür bağımlılıkların tedavisinde akupunkturun daha etkili olduğunu öne sürdü.

Akupunkturun Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen 300 hastalığın tedavisinde kullanıldığını belirten Çevik, akupunktur tedavisinin masraflarının SGK tarafından karşılanması durumda daha fazla rağbet göreceğini ve akupunktur merkezlerinin de en fazla hastanın bulunduğu kliniklerden biri olacağını dile getirdi.

-”Merkeze gelen hastaların birçoğu iyileşmeye başladı”-

Migren gibi hastalıkların tedavisinde modern tıp tekniklerinin yetersiz kaldığını, hastaların çok fazla ilaç kullandığını ve ilaçların yan etkisi nedeniyle de organlarının zarar gördüğünü ifade eden Çevik, “Vücudumuzda bulunan enerji kanalları üzerindeki akupunktur noktalarına uygulanan iğneleme yöntemiyle hem hastalığın tedavi edilme oranı yükseliyor hem de ilaç kullanılmadığı için organlar zarar görmüyor” dedi.

Merkezlerine gelen hastaların birçoğunun da üç hafta içinde iyileşmeye başladığını belirten Çevik, şunları kaydetti:

“Diyelim ki hastanın disk kayması, belinden topuğuna kadar yayılan ağrıları var. Bize geldiği anda bu ağrılarından tamamen kurtulur. Akupunktur için alternatif tıp yerine tamamlayıcı tıp terimi kullanıyoruz. Diyelim ki migrenin modern tıpla iyileşmeyeceği ortaya çıktı. Burada akupunktur devreye girerek tedaviyi tamamlıyor.

Vücudumuzda 26 enerji kanalı var. Bu kanalların her birinden ‘çiğ’ diye tabir edilen yaşam sıvısı akar. Bu suyun akmadığı noktalarda hastalık meydana gelir. Örneğin mide kanalı karın üzerinden devam edip gözün kenarında son buluyor. Demek ki mideyle karın arasında bir ilişki var. Yani bütün organlar birbirleriyle etkileşim içindedir. Bu kanalların üzerinde bulunan akupunktur noktalarına yerleştirdiğimiz iğnelerle tedaviyi gerçekleştiriyoruz.

Akupunturda belirli bitkisel destekler var, ancak henüz bu bitkileri kullanmayı tercih etmiyoruz. Türkiye’deki bitki florası belirlendi, ama henüz ilaç olarak kullanılmaya başlanmadı.”

“Akupunkturun dezavantajı, pahalı bir tedavi yöntemi olduğundan masraflarının SGK tarafından karşılanmamasıdır” diyen Çevik, “SGK, masrafları karşılarsa akupunkturun daha fazla ilgi göreceğine inanıyorum. Akupunktur merkezleri de en fazla hastanın bulunduğu kliniklerden biri olacaktır” dedi.

-”Türklerden bütün dünyaya yayılan bir ilimle karşı karşıyayız”-

Akupunturun latince bir kelime olup iğnelemek anlamına geldiğini bildiren Çevik, ilk kez Çinlilerin kullandığı bilinse de aslında bu tedavi yönteminin Uygur Türklerince bulunduğunu ve çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanıldığını savundu.

Akupunktur tedavi yöntemininde kullanılan birçok terimin Türkçe olduğunu dile getiren Çevik, şöyle dedi:

“Mesela ‘yang’ denince yan tarafı anlarsınız aynı zamanda yandan türeyen yangın kelimesini yani ateşi anlarsınız. Anadolu’da sık kullanılan rüzgarda kalma, pencereyi açma, soğuk su içme hasta olursun gibi deyimlerin Batı tıbbında karşılığı yok. Bunlar Türkçe deyişlerdir. Akupuntur Çinlilere, Uygur Türklerinden geçmiştir. Çinliler de bu tedavi yöntemi geliştirerek uygulamıştır. Yani Türklerden çıkıp bütün dünyaya yayılan bir ilimle karşı karşıyayız.”

-Akupunkturla tedavi edilen hastalıklar-

Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği akupunturla tedavi edilen bazı hastalıklar şunlar:

Solunum Yolu Hastalıkları: Astım, bronşit, sinüzit, larenjit, farenjit, soğuk algınlığı.

Sindirim Sistemi Hastalıkları: Aft, diş ağrısı, dişeti yangısı, yemek borusu ve gastrit, ülser, kabızlık, ishal, kolit.

Üro-genital Sistem Hastalıkları: Gece altını ıslatma, sistit, adet düzensizliği, ağrılı adet, kısırlık.

Endokrin Hastalıklar: Guatr, şeker hastalığı.

Cilt Hastalıkları: Akne, sedef, egzema.

Nörolojik Hastalıklar: Migren ve diğer baş ağrıları, yüz felci, kas hastalıkları.

Psikiyatrik Hastalıklar: Stres, depresyon, uyku bozuklukları, kekemelik, tikler.

Kalp-Damar Hastalıkları: Ritm bozukluğu, hipertansiyon, hipotansiyon.

Romatizmal Hastalıklar: Behçet, kireçlenme, boyun-bel-diz ağrıları.

Diğer: Kronik yorgunluk, el ve ayak yanmaları, aşırı terleme, sellülit, şişmanlık, alkol ve tütün bağımlılığı.”

- ANKARA

İnsan Etkinliklerinde Akupunktur Konuşuldu

İzmir Ticaret Odasının ana sponsorluğunda ve İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin desteğiyle, Yeni Asır İnsan Kaynakları Gazetesi tarafından her ay düzenlenen İnsan Etkinliklerinin bu ayki konuğu Dr. A. Tayfur Yağcı oldu. İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Konferans Salonunda gerçekleşen seminerde Yağcı; Geleneksel Çin Tıbbı ve akupunktur tedavisi yöntemlerini anlattı.

Başarılı Tedavi

Türkiyede sadece akupunkturun Sağlık Bakanlığı tarafından tamamlayıcı tıp olarak kabul edildiğini söyleyen Tayfur Yağcı, “Belirli kuralları konulmuştur. En önemli kurallardan biri de doktor olmayan birinin akupunkturu uygulayamayacağıdır” dedi. Yağcı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Akupuntur dışarıdan vücuda bir şey verilmeden belli bir takım noktaları uyararak gerçekleştirilen tedavi yöntemidir. Akupuntur iğneleri vücudun kendi dinamiklerini ortaya çıkarmasına yardımcı oluyor ve hastalıkların tedavisinde başarı sağlanıyor. Çeşitli rahatızlıkların giderilmesinde örneğin depresyon, stres, uykusuzluk gibi rahatsızlıklarda ve ayrıca felçlilerde de bu tedavi uygulanıyor.” Yağcı, sigarayı bırakmak isteyenlere de tek seansta yüzde 85 başarı sağladıklarını belirtti.

Stresi Kaldırıyor

Akupunktur konulu seminerde, konuklara bir de taichi gösterisi yapıldı. Geleneksel Çin tıbbı ve akupunktur tedavisinini içerisinde masajın, meditasyonun ve taichinin de önemli olduğunu belirten Yağcı, “Taichi, yaşam enerjisini eğitme sanatı. İnsan vücudunda bulunduğu varsayılan meridyenlerdeki hareketleri düzenler ve tıkanık damarları açar” dedi. Akupunkturun obezite ve kilo verme tedavilerinden de söz eden Tayfur Yağcı, “Bir kişinin kilo vermesi için beyin olarak bu duruma hazır olması gerekir. Kişi istemezse kimse onu zayıflatamaz. Akupunktur, stresi de ortadan kaldırdığı için kişinin kendisini kötü hissetmemesi adına yardımcı olur” diye konuştu.

Akupunktur 70′den fazla hastalığa şifa

Akupunktur ile 70′den fazla hastalığın tedavisinde tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak başarı sağlanıyor…

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bölümü Anatomi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kalaycıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 3 bin yıllık geçmişe sahip olduğu kabul edilen akupunkturun en eski tıp uygulamaları arasında yer aldığını söyledi.

Sağlık Bakanlığı’nın Avrupa’da ve Amerika’da ciddi araştırmalara konu olan akupunkturu 1991 yılında tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak kabul ettiğini ve birtakım kriterler getirdiğini belirten Kalaycıoğlu, ”Akupunktura alternatif tıp denilse de Avrupa’da ve Amerika’da adı tamamlayıcı veya bütüncül tıp olarak geçiyor. Bu ülkelerde modern tıbbın yanındaakupunktur tedavisiyle birlikte hareket eden ve özellikle de Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verdiği listeye göre belli hastalıklarda birinci sıraya geçmiş bir tedavi yöntemidir” dedi.
Aynı zamanda akupunktur hekimi de olan Prof. Dr. Kalaycıoğlu, akupunkturun sigara bıraktırma ve obezite tedavisinde daha sık duyulduğunu ifade ederek, ”Akupunktur sadece bunların tedavisinde etkili değil. Bunların dışında bir çok hastalıkta uygulanabilen bir tedavi yöntemi. WHO, akupunkturun yaklaşık 60-70 çeşit hastalığın tedavisinde uygulanabilen bir yöntem olduğunu ilan etti. Özellikle migren, gerilim tipi baş ağrılarında, ameliyat aşamasına gelmemiş boyun, bel fıtığı gibi disk problemlerinde, çeşitli ağrılarda ve astım tarzı hastalıkların tedavisinde önemli yer tutuyor. Ayrıca sigara, alkol ve uyuşturucu gibi çeşitli madde bağımlılıklarının tedavisinde de etkili” diye konuştu.Akupunktur tedavisini, Sağlık Bakanlığı’nın titizlikle uyguladığı Akupunktur Tedavisi Sertifika Programı’na katılıp başarı sağlamış hekimlerin gerçekleştirebileceğini vurgulayan Kalaycıoğlu, şunları kaydetti:”Ülkemizde bine yakın akupunktur hekimi var. Bu sayının artması gerekiyor, çünkü dünyada böyle. İnsanların bu tür hizmetleri almak için hasta olmayı beklememeleri gerektiğini düşünüyorum. Sağlıklıyken de arada bir bu tür yerlere başvurarak kontrolden geçmeleri gerekiyor. Çünkü hastalıkların süresi ne kadar geçerse, iyileşmeleri de o kadar zorlaşıyor. Örneğin migren hastasına teşhis konulduktan sonra aynı zamanda akupunktur tedavisi de almasını öneriyoruz. Çünkü tedaviye erken başlanırsa hastanın çok daha kısa sürede iyileşme şansı var. Boyun, bel fıtığı tarzı ağrılarda da erken dönemde müdahale edildiğinde en azından fıtık aşamasına gelmeden müdahale etme şansı var. Sindirim, solunum sistemiyle ilgili problemlerde, vatandaşımıza mutlaka bu tür arayışın içine girmeleri gerektiğini, doğru yerlere giderek doğru hamleler yapmaları gerektiğini öneriyorum.”Akupunktur, sağlık harcamalarını düşürüyorProf. Dr. Kalaycıoğlu, insan vücudunun elektriksel aktivitesi olan bir yapıya sahip olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:”Dolayısıyla doğru yerlerde, doğru şalterleri kaldırır, doğru prizleri açarsak, doğru elektriği doğru yere göndermiş olacağız. Bunun tıbbi etki mekanizmaları var. Sinir sistemi ve kaslar üzerinden etki mekanizmaları var. Akupunktur tedavisi, zorlaşıp çok yüksek maliyetlere sebep olacak sağlık harcamalarını çok daha az maliyetle ve daha kısa sürede tedavi etme şansı veriyor. Dolayısıyla iyi bir tedavi yöntemi. Vatandaşımız doğru bilgileri alarak, ‘acaba ben hastalığımla ilgili tedavi alabilir miyim’ diye değerlendirecek. Zamanla bu yöntem oturacak ve vatandaşın doğru, daha etkili ve efektif tedaviye ulaşma şansı artacak.”Akupunkturun bilimsel yöntemlerle, uygun ortam ve koşullarda ehliyetli ve donanımlı kişilerce yapılması gerektiğini belirten Kalaycıoğlu, aksi halde geri dönüşü olmayan ciddi sağlık problemleri yaşanabileceğini de kaydetti.(AA)ZONGULDAK HABER

  • Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi Fizik ve Rehabilitasyon Bölümü Uzman Dr. Yasin Tekin Akupunktur hakkında bilgi vererek, “Çin’de 5 bin yıldan beri uygulanan altın, gümüş ve çelik iğnelerle yapılan ve hiçbir yan etkisi olmayan doğal bir tedavi yöntemidir. Akupunktur iğnesinin ucunda ilaç yoktur” dedi.

Uzman Dr. Yasin Tekin Akupunktur’un ağrı kesici etkisi, vücutta dengeyi sağlayıcı etki, rahatlatıcı ve sıkıntı giderici etki ile vücudun bağışıklık sistemini ve direncini arttırıcı etkisi olduğunu söyledi.

Tekin, “Çin’de’de 5 bin yıldan beri uygulanan altın, gümüş ve çelik iğnelerle yapılan ve hiçbir yan etkisi olmayan doğal bir tedavi yöntemidir. Akupunktur iğnesinin ucunda ilaç yoktur. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafında Akupunktur yapılması öngörülen başlıca hastalıklar, şişmanlık, sigara alışkanlığı, migren ve gerilim baş ağrıları, romatizmalı hastalıklar boyun, omuz, bel ve bacak ağrıları, boyun fıtığı, kireçleme yüz ve beyin felci, kabızlık, ishal, menopoz şikayetleri, uyku bozukluğu, depresyon, stres ilaç, uyuşturucu ve alkol bağımlılığı gibi hastalıklardır. Zayıflama tedavisinde akupunktur tokluk hissi verir, midede kazınmayı önler metabolizmayı düzene soktuğu için halsizlik ve bitkinlik hissedilmez acıktığımız zaman ki sinirlilik el, ayak titremesini önler, açlık baş ağrısı yaşanmaz, kan şekerinin düşmesini önler ve tansiyon düşüklüğü, yüksekliği gibi belirtileri ortadan kaldırır.

Bu etkileri hisseden bir kişinin diyet yapması ve günlük yürüyüşlerle hareketini artırması ile kilo vermeyi işkence olmaktan çıkarır kişiye rahat ve kolay bir zayıflama sağlar. Tedavide kulak ve vücut kombinasyonu ile haftada 2-3 seanslık terapiler ve ayrıca kalıcı iğneler kullanılmaktadır. Sigara bırakma tedavisinde yine kulak akupunkturu ile aynı yöntemle uygulanır ve kişinin sigaraya olan isteği azaltılır. Sigaranın tadı bozulur ve sigara içilmediği zaman ortaya çıkan sinirlilik, el, ayak titremesi ve yoksunluk belirtileri ortadan kaldırılarak 1ile 2 seansta sigarayı bırakması sağlanır” dedi. – ZONGULDAK

Bir Cevap Yazın